10 Ekim 2018, 13:35 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Ateş düştüğü yeri yakar!

Ateş düştüğü yeri yakar!

MUSTAFA YÜCEL

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 418 kez okunmuştur

PKK bağlantılı terör olaylarında tırmanma var. Ne zaman, nerede ve hangi biçimde geleceği bilinmeyen saldırılar yüzünden asker, polis ayırımı olmaksızın onlarca fidan gibi delikanlılar, dallarından koparılmış çiçek misali yere düşüp birden soluyor, yok oluyorlar.


Doğudan-batıya, güneyden-kuzeye yurdun hemen her köşesinden son yolculuğa uğurlanan şehitlerin cenaze töreninde yürekleri dağlayan feryatlar, tüylerimizin diken diken olmasına neden oluyor.

Törenlerin birinde henüz yaşını doldurmamış bir çocuk, etrafında olup bitenleri anlayabilmek için bakışlarını sağa sola çevirirken, ondan bir kaç yaş büyük ablası babasının ardından ağıtlar yakıyor, göz yaşları sular seller gibi akıyor.

Bir başka cenaze töreninde sakalı ağarmak üzere olan bir baba, şehit oğlunun çerçeveli resmini bağrına basıp, ayakta durmaya çalışırken hemen yanı başındaki gelini, “Beni de askere alın!” diye çığlık atıyor. Şehidin kız kardeşinin gözyaşları içinde; “Bende asker olacağım, intikamını alacağım!” feryadı ise taş yürekleri dahi eritecek bir acının, onun iç dünyasındaki fırtınaların dışa vurumu olarak zihinlerde yer tutuyor.

Hemen her şehit cenazesi için düzenlenen törenlerin ortak görüntüleri birbirinin fotokopiyle çoğaltılmışı gibi aynı olan ve binlerle ifade edilen uğurlayıcıları, gökleri tırmalayan ortak sloganları var:

Şehitler ölmez, vatan bölünmez...
En büyük asker, bizim asker...
Askere uzanan eller kırılsın...
Katil PKK... Kahrolsun PKK vb.

Her saldırının, her şehit haberinin, her törenin ardından; aynı ağızlardan, aynı beylik sözler dökülüyor. Gazetelerin haber sayfalarında insanı duygu fırtınasına sürükleyecek fotoğraflar yayınlanıyor. Farklı kalemler farklı açılardan yorumlar yazıyor ve hemen tüm haber ve yorumlar bir ortak dilekle son buluyor:

Bu son olsun.
Olabileceğine yönelik umutlar az.
Çünkü ipin ucu şeyin (!) elinde ve uç birden fazla.
Biri Talabani’nin, biri Barzani’nin elinde.
Biri ABD’nin, biri AB’nin  elinde.

Ve ipin ucunu elinde tutanlar, usta birer kukla oynatıcıları, canlarının istediği zaman, istedikleri biçimde PKK’yı yönlendiriyor, bu kanlı terör örgütünü kukla gibi oynatıyorlar.

Bu gerçeği bizi yönetenler bilmiyor mu? Elbette biliyorlar; ama nedense oyunu sonlandırabilmek için oynatanlar yerine oynatılanları bertaraf etmek için çaba sarf ediyorlar.

Daha açığı; bataklığı kurutmak için çaba sarf etmek gerekirken, tüm güç ve enerjiyi sivrisinekleri yok etmek için harcıyorlar.

Ve her acılı olayın ardından bir kaç gün süren imalı açıklamalar, dokunaklı söylemler; Kasımpaşa mantığıyla sıkılan palavraların ardından bir başka olayda yeniden çıkarılmak için  dosyasına yerleştiriliyor.

Ve de her olay, her şehit haberi bizim de yüreklerimizi dağlıyor; ama asıl ateş düştüğü yeri yakıyor.

Bu yazıyı 9 Ekim 2008 günü Balıkesir’de sevgili Necomuz için tanzim ettiğimiz evde, O’nu görevine uğurladıktan sonra yazmıştım. Ondan sonra öyle bir yangın çıktı ki; yüreğimize ateş düştü, kavurdu ve gözbebeğimiz, gurur kaynağımız, canımız, ciğerimiz, kalbi insan sevgisiyle dolu Necdetimizi canciğer 4 arkadaşıyla birlikte çekti aldı. Onları trafik terörüne kurban verdik.

40 yıldır haber, yorum yazan ben; bugünlerde O’nun ardından bir yazı yazabilme gücünü, yeteneğini kendimde bulamadım. Belki ileride olabilir, diye düşünüyorum.

Şimdilerde ise tüm aile fertleri, dostlarımız ve sevenleriyle birlikte alev alev yanıyoruz.

Yukarıdaki yazıyı 10 yıl evvel 3 Ekim 2008 tarihindeki PKK saldırısı sonucu Aktütün Üst Bölgesinde 15 mehmetçiğimizin şehit edilmesi üzerine “Biz Yanmıyor muyuz?”  başlığıyla 16 Ekim 2008 tarihli Çengel’de yayımlamıştım.

O yılı ve O olayı unutmam mümkün değil. Çünkü o olaydan bir hafta sonra canımızdan bir parça olan oğlumuz Teğmen Necdet Yücel’imizi 4 silah arkadaşıyla birlikte trafik terörüne kurban vermiştik.

Bugün Necolimizin ve arkadaşlarının 10. ölüm yıldönümü ve ne acı, ne büyük bir benzerliktir ki; bundan bir hafta önce yine eli kanlı bölücü terör örgütü PKK’nın yola tuzakladığı bombanın patlaması sonucu 8 mehmetçiğimizin, kınalı kuzularımızın şehit edilmesinin acısını çekiyoruz.

Ve yıllardan bu yana duya duya, göre göre yüreğimizde bir alev gibi, kor gibi hissedip yaşadığımız acıların bir benzerini daha yaşıyoruz.Yine ocaklar sönüyor, anne-baba, bacı-kardeş, eş ve yavukluların feryatları semaya yükseliyor.

Şehitler için düzenlenen cenaze törenlerinde, en yetkililerinin ifadelerinde benzer sözler, benzer sloganlar tekrarlanıp duruyor.

Bu son olsun dileğiyle oğlumu, arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine, sevenlerine ve silah arkadaşlarına baş sağlığı ve sabır diliyorum.

   11 Ekim 2018


YORUM YAZ

BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
 ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

ilancomtr

Emekçioğlu

Ş.K.YEM

Tekin İnşaat

Yıldırım İnşaat

Hazır beton

Muammer'in Yeri




İzinsiz kopyalanamaz.

Adres : Çengel Gazetecilik - Matbacılık Ofset Tesisleri - Ekici Mah Ali Babacan Cad. Koçaş Pasajı No:16-20
Tel :0.312 687 1544
Faks : 0.312 687 1544
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]
fidan Şehirler arası nakliyat istanbul otomatik garaj kapısı evden eve nakliyat replika saat