Çengel
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTE ZİYARETCİ SAYACI

Yaranmak uğruna

Genç Bakış

14 Temmuz 2010, 13:56

Genç Bakış

        Azerbaycanlı kardeşlerimizin deyimiyle "Külekli Şeher" (Rüzgârlı Şehir) olarak adlandırılan başkent Bakü?deki öğrenciliğim sırasında, bir sonbahar gününde son dersin bitimiyle eve gitmek üzere yola düşüyorum. Yıl 2008.
 
        Bahsi geçen bu yılda, üniversite ile ikamet etmekte olduğumuz ev arası aşağı-yukarı 200?250 metre civarında olduğu için dolmuş ya da metroya binme gibi bir ihtiyaçta hissetmiyorum. Derken, eve ulaşmam için trafiğin çok yoğun olduğu bir anayolu her zaman olduğu gibi geçmem gerekiyor.
 
        Buraya kadar her şey normal. Ama birde gördüm ki, yolun bir şeridi araç trafiğine kapatılıyor, hatta insanların yolun bir tarafından bir tarafına geçmesine izin verilmiyor. Çünkü bahsi geçen bu yoldan az sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev geçecek. Aslına bakacak olursak burası da gayet normaldir. Hele hele biz öğrenciler için Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale etme gibi bir hakkımızın da olmadığı kesin bir gerçektir.
 
        Sonuçta biz o ülkenin vatandaşları değiliz. Dolayısıyla yol kesilmiş, kapatılmış, açılmış bunlar bizim sorunumuz hiç mi hiç değildir. Zaten bu gibi görüntülere alışık olduğum için beni hayretliklere sevk eden asıl olayda bu değildir.
 
        Beni bu bağlamda hayrete düşüren asıl olay, yolu bir an önce trafiğe kapatmak ve Cumhurbaşkanının güvenli bir şekilde yoldan geçmesini sağlamak uğrunda çaba gösteren polislerden bir tanesinin, o sırada yavaş yavaş ilerleyen bir sivil aracın içerisindeki vatandaşa ağza yakışmayacak, kulağa hoş gelmeyecek küfürler yağdırması ve onun daha hızlı hareket etmesi için sert bir şekilde uyarmasıydı.
 
        "Polis burada nazik ve kibar bir üslupla ve konuşma tarzıyla bahsi geçen şahsı uyarabilir miydi?" Evet. "Peki, o polis herhangi bir üst makamlarda-mevkilerde-rütbelerde görevi bulunan bir şahsiyete o sözleri sarf edebilir miydi?" Kesinlikle hayır. "Peki, bunların bizimle ne alakası var?" Meselenin bizimle alakası bundan ibarettir ki, bu gibi hadiselere bizim ülkemizde de, memleketimizde de tanık olmak mümkündür.
 
        Nedendir bilinmez özellikle siyasi arenada söz sahibi olmuş, bizim oylarımızla bir yerlere gelmiş bireylere karşı yaranmak uğrunda olur olmaz söylemler sarf eder, şekilden şekle - kılıktan kılığa gireriz. Bazen saygınında dozunu kaçırarak onların karşısında-huzurunda eğiliriz, bükülürüz.
 
        Çok düşündürücü ve de üzücü bir husustur ki, kimileri toplum içerisinde saygınlığın en üst zirvelerine ulaşırken, onların bir dedikleri iki edilmeyerek her türlü işleri çözüme kavuşturulurken, öbür taraftan geçim sıkıntılarıyla boğuşan ve de günlük nafakasını kazanmakta zorlanan kimi insanlar ezilmeye-itilmeye-dışlanmaya mahkûm edilir.
 
        Hal böyle olunca böyle bir sorununda gün ışığına çıkmaması mümkün değildir. Ne zaman bitecek bu yaltaklıklar ve yalakalıklar?
 
                     Yasin Yıldız
        Harita ve Kadastro Mühendisi
 
        15 Temmuz 2010

Bu haber 203 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
MUSTAFA YÜCEL MUSTAFA YÜCEL
Neden hayır diyeceğim?
Genç Bakış Genç Bakış
Gerçekçi Analiz
KONUK YAZAR KONUK YAZAR
TUZ (2) (Derya Kızılgöz)
KADIN GÖZÜYLE KADIN GÖZÜYLE
Bizim Kardelenler / Yasemin Çelik


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Tasarim: Sinan KAYMAK