26 Nisan 2012,?10:40 -?Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır
????
??
|
??????Değerli Çengel Gazetesi okurları, bilindiği üzere 17 Nisan Türkiye'de Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümüdür.
????? 17 Nisan 1940 tarihinde resmen açılmış olan bu eğitim kurumlarından, 1937'den 1946'ya kadar Türkiye'nin her bir köşesinde toplam 21 adet kurulmuştur: Öyle büyük başarı sağlandı ki, 1939'dan 1950'ye gelindiğinde toplam 18,500 köy öğretmeninden 13,000'i köy Enstitüsü kökenli idi...
????? 1945 yılında Hasanoğlan Köy Enstitüsü'ndeki sadece müzik enstrümanları varlığı listesinde; 260 mandolin, 160 klasik müzik plağı, 55 keman, 37 bağlama, 8 akordeon, 3 radyo, 3 piyano, 3 davul ve 1 pikap bulunuyordu. Bu listedeki enstrümanlar, ilk 20 büyük ekonomi arasında gösterilen 21.yy Türkiyesinin hangi okulunda vardır?
????? Bir köy enstitüsü öğrencisine sadece tarımsal mesleki bilgiler ve pratikler değil, aynı zamanda tiyatro, müzik, sanat, halk oyunları, spor eğitim ve öğretimi de veriliyor, bir köy ilkokulu çocuğu bir enstrümanı çalmayı öğrenmeden, önemli dünya klasiklerini okumadan mezun edilmiyordu (her sene 25 tane klasik roman okumakla yükümlüydüler).
|
???? Bu enstitülerden Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Ümit Kaftancıoğlu, Mehmet Başaran, Pakize Türkoğlu, Ali Dündar, Dursun Akçam, Mehmet Uslu gibi daha birçok ünlü yazarlar ve düşünürler mezun olmuştur. Gönen Köy Enstitüsü?nü (şu an Gönen MYO olarak hizmet vermektedir) lütfen ziyaret ediniz ve 1939'da yapılmış enstitünün muhteşem tiyatro salonuna dikkatlice bir göz atınız. Bu salonda 70 yıl önce Moliere'den de, Shakespeare?den de oyunlar sergileniyordu. Köy Enstitülerinde ünlü halk ozanımız Aşık Veysel?in öğrencilere bağlama dersi verdiğini biliyoruz.
???? O dönemlerde, köy çobanlarının bile heybelerinde azık torbası ile birlikte dünya klasikleri taşıdıklarına tanıklık edenler vardır. Kısaca Türkiye Cumhuriyetinin en büyük eğitim projesi?olan Köy Enstitüleri, yüzyılların fakirliği, yoksulluğu, cehaleti?içinde boğulmuş köylerden başlatılarak Türk toplumunu aydınlatma ve çağdaşlaştırma projesi idi.
???? Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Türk toplumunun %80'den fazlası köylerde yaşıyordu ve ancak %3'ü okuma-yazma biliyordu. İşte böylesine geri kalmış bir kesimin kalkındırılmasında bundan daha ideal bir model ne olabilirdi??Köy Enstitüleri kurucularına göre "... Kurtuluş savaşlarında kanlarını döken, inkılâp hareketlerine emek veren Cumhuriyetin gerçek sahiplerine hakları ödenmeli, İmparatorluklarda?olduğu gibi ezilen ve sömürülen sınıflar olmamalıydı." Köy Enstitüleri öğrencileri, çoğunlukla o bölgenin kızlı-erkekli kendi çocuklarından oluşuyor; gelenek, görenek ve adetlerine bağlı kalarak, yabancılaşmadan, öğretmen olduktan sonra atandıkları köylerin kalkınması ve modernleşmesi uğruna canla başla çalışıyorlardı.
???? UNESCO tarafından "Türk Eğitimi Modeli" olarak dünyaya örnek gösterilen bu proje maalesef?1954'te iç ve dış güçlerin baskılarına dayanamayarak tamamen kapatılmışlar, yerlerine bugünkü ?ezberci? modele benzer eğitim veren öğretmen okulları açılmıştır. ? Sırası gelmişken, bu büyük eserlerin gerçek mimarları olan dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'i (1897-1961) ve dönemin İlköğretim Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'u (1893-1960) saygıyla anıyorum. Köy Enstitüleri gibi?hayata geçirilmeye çalışılan diğer önemli bir proje de "İdeal Cumhuriyet Köyleri" projesidir.
???? Köylüyü milletin efendisi olarak tanımlayan Büyük Atatürk, yüzlerce yıl ihmal edilmiş, hizmet götürülmemiş, sadece vergi ve asker toplamak için hatırlanmış Anadolu köylüsünün kalkınması için? 1937 yılında İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi'ni hazırlamıştır. Atatürk, yoksul Anadolu köylüsünün büyük fedakârlıkları ile kazanılan Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Köy Enstitüleri ile başlayan Anadolu'nun aydınlanması ve çağdaşlaşması hedefi doğrultusunda "İdeal Cumhuriyet Köyleri" yaratma projesini hayata geçirmek için büyük gayret ve çaba sarf etmiş, ancak bunu gerçekleştirmeye ömrü yetmemiştir.
???? Atatürk'ün bizzat kendi eseri olan bu projenin aslını Türk Tarih Kurumu'nda görmek mümkündür. Atatürk'ün ölümünden sonra kimi siyasi parti liderleri tarafından "Köykent" ve "Tarımkent" gibi değişik adlar verilerek sahiplenilmiş olan bu proje keşke uygulamaya sokulabilseydi. Bu projede neler vardı??İdeal Cumhuriyet Köyü Projesi, daire yerleşim planına göre hazırlanmıştır. Merkezden çevreye doğru helezonik bir biçimde genişleyen dört ana bölümde (dairede) okul, camii, köy konağı, sağlık ocağı, PTT, kooperatif, kütüphane, park, çocuk bahçesi, sosyal tesis, çeşme, havuz, hamam yerleştirilmiştir.
???? Planın dışa doğru genişleyen dairelerinde ayrıca panayır alanı, selektör, fabrika, damızlık hayvan barınakları, mezarlık, koruluk ve diğer yapılar sıralanmıştır. Evet, daha kurulalı 15 yıl olmuş, bir taraftan Osmanlı Devleti'nin borçlarını ödemeyi sürdüren Genç Cumhuriyet'in kurucusunun ve dava arkadaşlarının hayallerini yansıtan bu proje, eğer bugüne kadar hayata geçirilebilmiş olsaydı, inanın bugün bambaşka bir Türkiye'de yaşıyor olacaktık. Atatürk daha fazla yaşamış olsaydı, Köy Enstitüleri gibi bu proje de gerçekleştirilmiş olacak, 21. yüzyıla geri kalmış ve terkedilmiş köylerle değil, kentlerden daha çağdaş ve modern köylerle girmiş olacaktık.
???? Evet, Köy Enstitülerini yeniden "aynen" canlandırmak, günümüzün sürekli değişen, gelişen ve küreselleşen dünyasında mümkün değildir; ancak bu tip eğitim kurumlarının kuruluş ve işleyiş ruhunu iyi anlayıp, yeni eğitim kurumlarımızda özellikle müfredat geliştirmede örnek alabiliriz. Örneğin günümüzde hemen hemen bütün il ve ilçelerimizde faaliyet gösteren Meslek Yüksekokullarının büyük çoğunluğu ile ve hatta Ziraat Fakülteleri "günümüzün çağdaş köy enstitüleri" olarak yeniden yapılandırılamazlar mı? Türkiye'de var olan 35 bine yakın köyde "İdeal Cumhuriyet Köyleri" projesine benzer projeler hayata geçirilemedikçe, bir taraftan devasa "uydu kentler" inşa ederken, öbür taraftan büyük çoğunluğu orta çağ gelişmişlik düzeyinde kalan köylerle yolumuza devam ederiz. Savaştepe Köy Enstitüsü keman ve mandolin grubu öğrencileri. ?
?????????
?????????????????? 26 Nisan 2012
YORUM YAZ
??EREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları ?EREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Yazara ait diğer köşe yazıları
YAZARLAR
-
MUSTAFA YÜCEL
Memiş Çelik ne diyor?
SON YORUMLANANLAR
-
ZEHRA Ö?RETMEN (IV)
?ehir kütüphanesinden eve dönerken bunları düşünüyordu...
-
Ölümsüzlüğün sırrını taşıyan bitki topraklarımızda
Ölümsüzlüğün sırrını taşıyan bitki topraklarımızda...
-
Levent Koçak Proje çalışmalarını sürdürüyor
Levent Koçak Proje çalışmalarını sürdürüyor...
-
Çelik Projeler hakkında bilgi verdi
Çelik Projeler hakkında bilgi verdi...
-
Herkesi grevimizde görmek istiyoruz
Herkesi yapmış olduğumuz grevde görmek istiyoruz...
EN ÇOK TIKLANANLAR
-
Uyuşturucu Operasyonu
Uyuşturucu Operasyonu...
-
Vefat Edenler / 16 Ocak 2020
Vefat Edenler / 16 Ocak 2020...
-
Birlikte yaşama evet dediler
2020 yılının ilk nikahı kıyıldı...
-
Sınava 42 aday katıldı
Sınava 42 aday katıldı...
-
Avukat sayısı arttı
Yeni hukuk bürosu açıldı...
ilancomtr
Emekçioğlu
?.K.YEM
Tekin İnşaat
Yıldırım İnşaat
Hazır beton












yillarca zaman zaman okudugumuz Köy Enstitüleri ni Hasan beyin kaleminden okumak da cok güzel oldu. Köy Enstitülerine katki sunmus emek vermis insanlari cok derin saygilarimla aniyorum. bu yigit insanlardan iki siyle tanisma olanagim oldu Dursun Akcam ve Fakir Baykurt ikiside bir birinden degerli insanlardi özlüyorum anlattiklari Köy Enstitülerini ve o vermis olduklari mücadeleleri .
Simdi verilen Demokratik mücadelede bu yigit insanlarin katkisi oldukca büyük. Hepisini saygiyla aniyorum topragin koynunda rahat uyusunlar.
Yasasin Demokratik Bagimsiz Türkiye.
Cengel Gazetesine selam ve sevgiler
Sayın Mustafa Yücel,Prof.Dr.Hasan Baydar'a teşekkür ederim.
Türk toplumunu doğru bilgilendirmek için geçmiş dönemlerde de yazanlar ve çizenler vardı. Çoğu zaman bunlara kulak tıkandı. Onun için diyoruz ki tarihi iyi bilmek, hem de Türk Tarihini iyi bilmek gerekir. Her dönem de Türk toplumunu uyandırmaya çalışanlar oluyordu fakat bunlar öylesine az sayıda uzak zamanlar içinde ortaya çıkıyorlardı. Cehaletin ve çaresizliğin dünyasına bırakılmış Türkler bunlardan habersizdiler. Onların ne yazdıklarını okuyacak ne de seslerini duyacak güçleri vardı.
??????? Dördüncü Mehmet döneminin (1648-1687) rezilliğinin hüküm sürdüğü yıllar içinde, bir Türk vardı (Vâni Mehmet efendi/Vanlı Mehmet) ortaya çıkmıştı. O,Araplarla Arapçıların ve Osmanlı devşirmelerinin, Türk soyuna yüzyıllardır sürdürdükleri aşağılamalarına başkaları gibi seyirci kalmamıştı.
Türklerin:(Yahudi)ırkından türediği, Kuranda adı geçen (Yecüc ve Mecüc)leri, o lânetlenmiş acayip yaratıkların Öztürkler olduğu, Osmanlı medreselerinde ders olarak okutulmakta olması, Vanlı Mehmet Efendinin Türk vicdanına sığmıyordu. Çünkü bu Türk düşünürü biliyordu ki, Arap kavmi için gelen Kuranda, Türklerin adı yoktu. Ama Türk düşmanı yorumcular ve tarihçiler Kuar?anda adı-sanı olmayan bu büyük Türk ırkına karşı, hem de Kuranı kaynak belge olarak göstererek korkunç yalanlarla aşağılayabiliyor ve üstelik tek bir tepki ile karşılaşmaksızın eylemlerini sürdürüyorlardı. İşte o Türk kendi öz milletini savunarak ve tüm yalanları açıklıkla ortaya koyan ünlü (Arais-ül-Kuran ve nefais-ül Furkan)adlı eserini yazdı. Bu eserini yazdıktan sonra saraya jurnal ettiler, bunun üzerine Dördüncü Mehmet, Vâni Mehmet efendiyi Bursanın Kestel Bucağına sürdü.1684de ölümüne değin, orada sürgün olarak bırakıldı.
Dördüncü Mehmet Kimdir?
Ondokuzuncu Osmanlı padişahı(1648-1687) 1.İbrahimin oğlu, annesi Rus kızı NADYA tarihçiler Türk halkını kandırmak için ( Hatice Turhan Sultan) takma adını kullanırlar. Dördüncü Mehmetin hanımı Rum kızı EVEMİAdır.Takma adı (Emetullah Gülnüş Sultan) EVEMİA'DAN doğan oğlanlardan Mustafa ve Ahmet, 2.Mustafa ve üçüncü Ahmet adlarıyla Osmanlı Padişahı olurlar.
??????????Görüyorsunuz, Türk Tarihi ve Türk dilini iyi bilmez ve iyi araştırmazsak Türk Milletine daha çok iftiralar atılır ve çok acılar çekeriz. Eğer açılar çekmek ve tarihin tekerrür etmesini istemiyorsak, bizi biz yönetmek istiyorsak, tarihimizi iyi bilmek zorundayız.