15 Ekim 2009, 09:49 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Pazarlama yada Pazarlanma

Pazarlama yada Pazarlanma

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 3582 kez okunmuştur

      Pazarlama nedir? Diye soracak olursanız herkesin vereceği cevap farklı farklı olur. Pazarlamaya ilişkin bilgi ve kariyerin kazanılmasına aracı olan yüksekokulların varlığını da anımsarsak, önemini daha iyi kavrarız.


      Halk arasında kolayca anlaşılabilecek tanımıyla pazarlama; bir mal veya hizmetin bir bedel karşılığında başkalarının istifadesine sunulmasıdır. Günümüzde pazarlamanın binbir çeşidi var. Hani; ne alırsan bir liraya diyen mağazalar var ya; tıpkı onun gibi; ne alırsanız, ne isterseniz, nerede isterseniz orada pazarlanılan bir şey, bir pazarlayan ve bir de müşterisi var. Pazarlamacılık kolay gibi görünse de; zorlukları da oldukça fazla. 

      Elinde bir ürün; kapı kapı dolaşıp satış yapmak isteyenleri bir düşünün. Kimi yerde kapıdan kovulmalar, kimi yerde ev sahibinin hışmından geçmeler, kimi yerde pazarladığı ürünün başına çalınması v.b. Bir de kadın pazarlayıcılar var; hem pazarlananın hem pazarlayanın hem de pazarlanılanın başına gelmedik kalmaz. Kimi zaman dövüş-kavga, kimi zaman E-90 üzerinde çırılçıplak bırakılma, kimi zamanda bir yaşamın öldürmeyle sonuçlanması. Öyle ya da böyle pazarlamanın önemli olduğu bir dönemdeyiz.
      Bakın kavunumuza; üreticiler birlikte olamadığı için, bir kooperatif çatısı altında toplanamadıkları için ne kaliteli üretim yapabiliyorlar, ne de yaptıklarını değer fiyatına ve zamanında pazarlayabiliyorlar. Kendi çapında bağcılık bahçecilik yapanların durumu da aynı değil mi? Ne ürettiği sütü yoğurdu gerekli değeri buluyor, ne de sebzesi meyvesi. Üretici, pazarlama ağına sahip olmadığı için ürettiğini yok pahasına satıyor, devam eden süreçte de üretmekten uzaklaşıyor. 

      Birde kitabi bilgiler arasında yer almayan pazarlama türü var ki; ben buna adam (!) pazarlama diyorum. Bu tür içinde ya siz pazarlıyorsunuz ya da sizi pazarlıyorlar. Bunu bilerek ya da bilmeyerek yapıyorsunuz. Ya siz birini istismar ediyorsunuz ya da birileri sizi ve siz isteyerek pazarlasanız da, çoğu zaman pazarlananın haberi olmuyor.
      Bir yemekte, bir sohbette birileriyle berabersiniz. Birde bakıyorsunuz; bu birliktelik uluorta yerlerde bir övünç vesilesi gibi anlatılıyor. Anlatan; sizinle olan kısacık birlikteliği pazarlıyor ve kendini önemsetmeye çalışıyor. Bir lokalde bir oyun masasında bir karede berabersiniz. Ya da bir iş konu için telefonla aradınız, görüştünüz, veya bir resim karesinin içinde birileriyle birlikte yer aldınız; Filan bana dedi ki; Felana şöyle dedim; Feşmakana şunları şunları söyledim... Gibi sözcüklerle başlayan ifadeler ve arkasından pazarlama ya da pazarlanma. 

      Bu yöntemi karşılıklı çıkarların devamı ya da birilerine nazire olsun diyerek bilerek, isteyerek, özel çaba ve gayret göstererek yapanlar da var. Yaptıkları iş ve eylemleri ile normal sınırların dışına çıkanlar, bundan dolayı eleştirilen ve uyarılanlar, devramer (ayçiçeği) gibi güneşe doğru sürekli dönen tipleri arar, bulurlar, o kişi kesim ya da düşünce tarafından pazarlanmanın yol ve yöntemini ararlar. Aslında bu; al gülüm ver gülüm misali, karşılıklı pazarlama ve pazarlanmadır. Sen ne kadar pazarlarsan, o da seni o kadar pazarlar. 

      Sen ne kadar kazanmak istersen, o da o kadar kazanmak ister. Ama bazen de ölçü öylesine kaçırılır, iş öylesine çığırından çıkar ki; kimin, neyi, kimlere, hangi boyutta pazarladığını kestirmek mümkün olmaz. Pazarlayanın da pazarlananın da ipliği pazara çıkar ama geri dönüş için yapılacak bir şey kalmamıştır. Ve pazarlamaya örnek için anlatıla anlatıla günümüze kadar gelmiş, geçmişten fıkra gibi bir olay: 

      Bundan onlarca yıl önce İlçemiz sakinlerinden bir mahalle muhtarı; ne zaman çarşıya çıkıp, bir kahvehanede 3-5 kişi ile sohbete başlasa, hemen yanına oğlu gelir ve daha önceden kendisine öğretildiği şekliyle şöyle dermiş: 
      - Baba, kaymakam bey seni arıyormuş, hemen gideceksin. Muhtar efendide başını bir sağa bir sola çevirir, oflar puflar ve; ?Bu kaymakam da bensiz hiçbir iş yapamıyor? diyerek kalkar, kaymakamlık binasına doğru yürürmüş. 

      Burada kaymakam beyin olandan bitenden haberi yok ama Muhtar efendi o makamı kullanarak kendisinin pazarlamasını yapıyor. Aman dikkat! Birileri de sizin isminizi ve resminizi kullanarak sizin pazarlamanızı yapıyor görünürken, kendisinin pazarlamasını yapmasın! 

      14 Ekim 2009


YORUM YAZ

Recep GÜRSES
Kim kimi ,nerde ,nezaman ,kaça ,kime,hangi yöntemle pazarlıyor bilmem ama bildiğim bir şey var büyük makamlarda oturan medya maymunları ve onların şebekleri herzaman vardır birde bunların ortak bakıcıları vardır hayır unutmadım maymun ister medya ister orman soyundan olsun muz u çok severmiş,canım bizim anamur muzunu sevecek değil ya ,şu açılımın AB ve ABD ,BOP EŞBAŞKANLIK vs dönemde yabancı markalı muz varken bizim muzu kim yesin o muzu yabancılar iyi pazarlamış.....
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
 ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

Tekin İnşaat

ilancomtr

Emekçioğlu

Ş.K.YEM

Yıldırım İnşaat

Hazır beton

Muammer'in Yeri




İzinsiz kopyalanamaz.

Adres : Çengel Gazetecilik - Matbacılık Ofset Tesisleri - Ekici Mah Ali Babacan Cad. Koçaş Pasajı No:16-20
Tel :0.312 687 1544
Faks : 0.312 687 1544
Bu site 0.047 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]
Kiralik Projeksiyon Ankara Batikent Elektrikçi Dekorasyon Tavsiyeleri