Çengel
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

SİTE ZİYARETCİ SAYACI

Göle Su Gelinceye Kadar Kurbağanın Gözü Patlar!

MUSTAFA YÜCEL

27 Şubat 2013, 13:43

MUSTAFA YÜCEL

       "Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar"mış. Tıpkı o hesap. Gece gündüz, evde yada sokakta veya işyerinde rahatsızlandınız veya yanınızdaki biri fenalaştı, düştü yaralandı, bir araç çarptı. v.b. Yapmanız gereken nedir? Hemen 112 acil servisi aramak.
       Öyle yaptınız ve aradınız, telefonun diğer yanındaki görevliye durumu aktardınız. Tamam mı, iş bitti mi? Hayır.. Karşıdaki görevli sizin doğru söyleyip söylemediğinizi, dalga geçip geçmediğinizi anlamak için sizden telefon numarasını isteyip, kapattıracak ve O arayacak.
       İhbar doğru, teyit edildi. O zaman karşı tarafa adresi söyleyeceksiniz; cadde, sokak, numara... Siz bunları bilmiyor ve aradığınız yerdeki nokta yerleri sayıyorsunuz; çarşı içi, PTT Bank yanı.. Karabük çeşmesi.. Demir köprü gibi..
       Sizin söylediğinizi karşı taraf anlamıyor, onun sorduğuna siz cevap veremiyorsunuz. Böyle ne kadar zaman geçiyor bilinmez.. Neyse adres konusunda anlaştınız. Karşıdaki ses, komuta merkezi Ankara'da.
       O Şereflikoçhisar'daki nöbetçi ekibi arayacak, adresi aktarıp, personel ve ambulansı size yönlendirecek. Tıpkı Çarşamba günü çarşı merkezinde, PTT'deki bir görevlinin düşüp, başından yaralandığı olayda olduğu gibi.
       Kaç dakikada geldiği, gecikip gecikmediği bir yana, gelen ambulanstaki personel bir an evvel müdahale için tıbbi cihazlarını almak, sedyeyi indirmek amacıyla ambulansın arka kapısına yönelecekler.. Vee o da ne? Ambulansın kapısı açılmıyor. Şoför uğraşıyor, personel uğraşıyor, açılmıyor.
       Çevreden vatandaşlar yardıma geliyor, aralarında bir de kaportacı var, O da uğraşıyor ama kapıyı açmak mümkün olmuyor. Bu arada vatandaşlar arasında homurtular, küfürler, beddualar gırla. Herkes sağlık personelini suçlarken, O da kendini savunuyor: Ben araç tamircisimiyim, kaportacımıyım, ne bileyim...
        Tepkileri savuşturmaya uğraşan personel bir yandan da yeni bir ambulans çağırıyor. İkinci ambulans geliyor, hastayı alıp götürüyor. Bereket hastanın yarası ağır değilmişte, gecikme vahim bir sonuca yol açmıyor.
       Bu arada öğreniliyor ki; ambulansın kapısı bir gün önce de bir başka olayda açılmamış. (Olay gününden için) Nöbetten çıktıktan sonra Ankara'ya tamire gönderilecekmiş. Böylesi durumlarla sıkça karşılaşılıyor, 112 acil servisin geç intikal ettiğine ilişkin yakınmaların ardı arkası kesilmiyor.
       Bunun temel nedeni ise komuta merkezinin Ankara'da olması, iletişimin, koordinenin zaman alması. Oysa Dr. Taner Dalkılıç'ın Sağlık Grup Başkanlığı döneminde uzun uğraşlardan sonra 112 Acil Servis, hastane bünyesine alınmıştı.
       Op. Dr. Bayram Aral'ın başhekimliği dönemindeki bu uygulama; 112 acil personeli de nöbet tutmuş olacak ve dolayısıyla dönersermayeden pay alacak gerekçesiyle, sona erdirildi. Ankara'ya 147, E-90 karayolundaki sorumluluk alanı 80 Km. olan İlçemizde 112 Acil servisin sağlıklı hizmet verebilmesi için sevk ve idaresinin İlçe merkezinde olması gerekiyor.
       Hayır yanılıyorsun diyecek var mı?




              28 Şubat 2013

Bu haber 1026 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
MUSTAFA YÜCEL MUSTAFA YÜCEL
TSK’ya kumpas kuranlara ne oldu?
KONUK YAZAR KONUK YAZAR
Yine Aynı Oyun - Muharrem Yücel (Öğretmen)

HUZUR DOLU BİR ORTAM


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Tasarim: Sinan KAYMAK