19 Haziran 2019, 14:25 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Yeni Askerlik Yasası

Yeni Askerlik Yasası

MUSTAFA YÜCEL

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 273 kez okunmuştur

TBMM’nin gündeminde olan Askerlik Yasa Tasarısı ne getirip, ne götürecek? Bunu değerlendirmeden önce Ünlü Tarihci Sinan Meydan’ın 3 Haziran 2019 tarihli Sözcü Gazetesinde yayınlanan “Farkında mısınız? Sevr’i Uyguluyorsunuz!” Yazısından bir özet sunalım:


Sevr Antlaşması 152-155 arası maddelere göre; 50 bin kişilik bir askeri birlik dışındaki tüm ordu terhis ediliyordu. 168. maddeye göre tüm askeri okullar kapatılıyordu. “Askere Alma” başlığını taşıyan 165. maddeye göre “zorunlu askerlik” kaldırılıyor ve askerlik süresi 12 aya indiriliyordu.

Yeni askerlik kanununa göre bedelli askerlik süreklilik kazanacak parası olanlar, 30 bin TL vererek askerlik yapmayacak, parası olmayanlar ise sadece 6 ay askerlik yapacak. Bu kanun kabul edildiğinde askerlik yapmakta olanlardan 6 aylık askerliğini tamamlamış olanlar üç ay içinde terhis edilecek. Böylece mevcut ordunun dörtte üçü terhis edilmiş olacak. Bugün dört bir yandan kuşatılmış Türkiye bir anda neredeyse “ordusuz” kalacak. İşte o zaman, ciddi bir “beka” sorunumuz olacak!

Peki, neler oluyor?
Türkiye’nin “ordusuzlaştırılması” ne anlama geliyor?
Cevap, “seçmeli ders” yapılan tarihte gizli!

YENİ ASKERLİK KANUNUYLA ESKİYE DÖNÜŞ
Başkanlık sistemiyle (anayasa+meclis+saray düzeniyle) fiilen cumhuriyetten meşrutiyete dönen Türkiye; bu yeni askerlik kanunuyla meşrutiyetin de gerisine, Tanzimat’a dönüyor. Anlayacağınız, nerede biteceği belli olmayan geri dönüş tüm hızıyla sürüyor.

Şöyle ki, Osmanlı’da 1846’de “Bedel-i Şahsi” uygulamasına geçildi. Buna göre “kura” çıkıp 5 yıllık zorunlu askerlik yapmak istemeyenler bedel parası ödeyerek kendilerinin yerine bir başkasını askere gönderebilecekti. 1865’te “Bedel-i Şahsi” kaldırılıp “Bedel-i Nakdi” ye geçildi. Böylece zorunlu askerlik yapmak istemeyen Osmanlı zenginleri “bedel akçesi” ödeyerek askerlikten kurtuldu. Osmanlı’da askerlik, fakir Anadolu delikanlılarının, Türk çocuklarının işi haline geldi.

İkinci Meşrutiyet’ten sonra 1909’da çıkarılan askere alma kanunuyla askerlikten muaf olan İstanbul halkının ve Müslüman olmayanların da askerlik yapması zorunlu hale getirildi. Mart 1914 yılında çıkarılan askerlik kanununa göre ise 18 yaşını dolduran her erkek askerlik yapacaktı.

Cumhuriyet döneminde, 1927’de 1111 Sayılı Askerlik Kanunu çıkarıldı. Bu kanuna göre askerlik “bir vatan görevi” kabul edildi. Bu kanun, sadece- askerlik süreleri değiştirilerek- bugüne kadar geldi.

Bu yeni askerlik kanunun ise sadece askerlik süresini değil, cumhuriyetin askerlik sistemini  tamamen değiştiriyor.
Bu yeni askerlik kanunu bir geriye  dönüştür. Öyle ki, Osmanlı’nın 1846 Askerlik Kanunnamesi’ne göre padişahın özel ferman çıkararak “askerlikten muaftır” dediği kişiler askerlik yapmıyordu. Yeni askerlik kanununun 45. maddesinde de aynen şöyle denilmektedir; “Cumhurbaşkanınca gerekli görülen sahalarda özel olarak görevlendirilen gönüllüler, Cumhurbaşkanınca belirlenen şartlara uydukları taktirde askerlik hizmetinden muaf tutulur.”

Yani, 1846’da padişaha verilen yetkinin bir benzeri, 173 yıl sonra, 2019’da “cumhurbaşkanına” veriliyor...

Ordusuz Türkiye projesi: SEVR
Saray hükümetinin görevlendirdiği Osmanlı heyeti, 10 Ağustos 1920’de Paris’te Sevr’i imzaladı. Atatürk’ün önderliğinde Milli Mücadele kazanıldı. Emperyalist paylaşım planı Sevr, tarihin çöplüğüne atıldı. Lozan imzalandı. Ancak emperyalizmin Sevr hayali hiç bitmedi.

433 maddelik “idam fermanı” Sevr, Anadolu’nun ortasına sıkıştırılmış ve iyice küçültülmüş Türkiye’nin aynı zamanda “ordusuz bir Türkiye” olmasını amaçlıyordu.

İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Sevr Antlaşması öncesinde, 20 Mart 1920’de “Türklere askerliği yasaklayacaklarını söylüyordu. “Türkler için askerlik mesleği tümüyle kapanmıştır. Kuşkusuz, Türkler askerlik yapmak isterlerse, başka bir yere gidebilirler. Fransız lejyonu onları kabul edecektir. Ancak, İngiltere buna bile karşıdır. Çünkü Türkler öteki düşmanlarımızdan farklıdır, başka bir yerde bile askerlik yapmaları iyi değildir. Türkiye’ye dönüp yeni bir askeri dönem başlatabilirler.” (Doğan Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi, C.1, İstanbul, 1908, s. 106,)

Gerçekten de Sevr’in 152’den 208’e kadar, tam 56 maddesi “Ordusuz Türkiye” projesine yönelikti.

Sevr’in 152-155 arası maddeleri, Türk ordusunu dağıtırken, silahlı güç olarak, yalnızca üç küçük yapı bırakıyordu. Bunlar; 1. Padişahın güvenliğini sağlayacak 700 kişilik özel koruma birliği (hassa alayı), 2. İçeride düzen ve güvenliği sağlayacak 35 bin kişilik jandarma birlikleri, 3. Jandarma birliklerini destekleyecek 15 bin kişiyi aşmayacak özel birlikler. Toplam 50 bin kişi civarındaki bu askeri birlik dışında kalan tüm ordu 6 ay içinde terhis edilecekti.

Sevr’in 168. maddesi; tüm askeri okulları kapatıyordu. Sadece izin verilen birlikler 1 subay okulu ve her yersel bölgede 1’er küçük astsubay okulunun açılmasına izin veriyordu.

Sevr’in “Askere Alma” başlığını taşıyan 165. maddesi zorunlu askerliği kaldırıyor, barış döneminde 36 ay olan askerlik süresini 12 aya indiriyordu.

Sevr, Türkiye’nin kara, deniz ve hava gücünü tamamen yok ediyor, hava sahasını yabancılara açıyordu: 184. madde, “Türkiye’de yapılmakta olan- denizaltılar da dâhil- bütün gemiler yok edilecektir” diyor; 188. madde, Deniz Kuvvetleri’ne alınacak subay ve erlerin sayı ve niteliğine, Müttefiklerarası Deniz Kuvvetleri Denetleme Komisyonu’nun karar vereceğini söylüyor; 191. madde “işbu antlaşma yürürlüğe girişinden başlayarak iki ay içinde Türk kara ve deniz kuvvetlerinde kadrolu olan bütün havacı personel terhis edilecektir” diyor; 193. madde, “Müttefik devletlerin uçakları, Türkiye’nin tümünde; havadan transit geçiş ve iniş özgürlüğüne sahip olacaktır” diyordu.

Sevr’in 207. maddesi Türkiye’nin herhangi bir yabancı ülkeden askeri destek veya askeri eğitim almasını yasaklıyordu. Ayrıca Müttefik Devletlerin de kendi ordularına hiçbir Osmanlı uyruğunu almayacakları belirtiliyordu. Böylece Lord Curzon’un istediği gibi Türklere askerlik yasaklanmak isteniyordu.

Atatürk’ün önderliğinde Milli Mücadele kazanılmayıp Lozan imzalanmasaydı, işte Sevr’in bu maddeleriyle “Ordusuz Türkiye” projesi hayata geçirilecekti.

SEVR’E UYGUN ADIMLAR
Benim gördüğüm şu: Önce NATO, sonra FETÖ eliyle TSK zayıflatıldı. Son 15 yılda Sevr’in askeri maddeleri ise tek tek hayata geçirildi, geçiriliyor.

Önce 2007’den itibaren TSK’ya yönelik Ergenekon, Balyoz ve Askeri Casusluk gibi FETÖ kumpasları başladı. TSK sanık, PKK tanık yapıldı. Bu süreçte ordunun “Kozmik Oda” sına bile girildi. Özellikle “MİLGEM” gibi projelerle güçlenen Deniz kuvvetleri bitirilmek istendi.

15 Temmuz sonrası OHAL kararlarıyla Jandarma, İçişleri Bakanlığı’na, kuvvet komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığı’na bağlandı. Sivillerin Jandarma Genel Komutanı olabilmesine olanak sağlandı. Genelkurmay Başkanı, sivil dönemlerde ordu komutanı olmaktan çıkarıldı. Böylece Sevr’in 152. maddesinde istenildiği gibi ordunun adeta bir polis gücüne dönüştürülme yolu açıldı.

15 Temmuz sonrasında OHAL kararlarıyla 1800’lerde kurulan askeri liseler, Kara Harp okulu, Deniz Harp okulu ve Harp Akademisi kapatıldı. Böylece Sevr’in 168. maddesinde istenildiği şekilde askeri okullar kapatılmış oldu. Sevr’in 168. maddesinde askeri okullar kapatıldıktan sonra 1 subay ve her yersel bölgede 1’er astsubay okulu açılması istenmişti. Bilindiği gibi! 15 Temmuz sonrasında Milli Savunma Üniversitesi açıldı.

Son olarak da yeni askerlik kanunuyla Atatürk’ün 1111 Sayılı Askerlik Kanunu değiştirilerek, askerlik parası olan için bedelli, parası olmayan için 6 aya indirildi. Böylece Sevr’in “Askere Alma” başlığını taşıyan 165. maddesinin istediği biçimde” zorunlu askerliğin kaldırılması” yolunda önemli bir adım atıldı.

Şimdi soruyorum; Türkiye, üstelik dört bir yandan kuşatılmışken, neden anayasadaki ifadesiyle “hak ve ödev” olan askerlik “hak ve ödev” olmaktan çıkarılmak isteniyor? Neden ordunun büyük bir bölümü terhis ediliyor? Askeri okullar niye kapatıldı?

İktidar, son yıllarda yapılan askeri düzenlemelerle Sevr’e uygun adımlar atıldığını görmüyor mu?

Sayın Sinan Meydan’ın tarihi gerçekler ışığında değerlendirmesi böyle.

Dileğimiz o ki; Tasarı bu şekliyle kanunlaşırsa Dünya’nın en güçlü orduları arasında ilk sıralarda ve saygın bir yeri olan Türk Silahlı Kuvvetleri, gücünden ve caydırıcılığından bir şey kaybetmez.

Tasarı toplumda nasıl değerlendiriliyor? Diye soracak olursanız; ekonomik gücü olanlar babam ya da param sağolsun, olmayanlar ise; vatan sağolsun, demekle yetiniyor.


     20 Haziran 2019


YORUM YAZ

BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
 ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları ŞEREFLİKOÇHİSAR ÇENGEL GAZETESİ Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

ilancomtr

Emekçioğlu

Ş.K.YEM

Tekin İnşaat

Yıldırım İnşaat

Hazır beton

Muammer'in Yeri




İzinsiz kopyalanamaz.

Adres : Çengel Gazetecilik - Matbacılık Ofset Tesisleri - Ekici Mah Ali Babacan Cad. Koçaş Pasajı No:16-20
Tel :0.312 687 1544
Faks : 0.312 687 1544
Bu site 0.094 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]
senetle para